Sen, bir garip delisin, gozleri perdelisin
Erzurum garinda banklar ustunde,
Susuzluktan aglayan bir guvercin icime vurur kanatlarini
Nagmelerin atesinde parlayan kuslar,
Boluk boluk hayatima giriyor
Butun cıglıkları kusanmis olum,
DudaklarImda siyanur
Oysa bilmiyor ki bu yolculuktan,
Yollar tukensede donmeyecegim
Seni yasamadan olmeyecegim ....
Daha dokunmadan kurudu irem,
Collere bir turlu yagamiyorum
Yeni bir kosunun baslangicinda
Biraz deprem sonrasi ,
Biraz sehir hulyasi
Bir kalp yangınından geriye kalan,
Siyah gozlerine beni de gotur.
Artik bu yerlere sigamiyorum.
Pembe ucurtmalara yolladigindan beri ,
Sarardi tiryaki menekseleri
Sonbaharin tozlu kafeslerinde
Sevgi turnalari yakaliyorum
Turnalar gidiyor,
Ben kaliyorum.
Avareyim, asudeyim, yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum.
Erzurum garinda banklar ustunde
Uyku tutmuyor karanliklari
Yitik duslerimi kovaliyorum
Golgeler gidiyor,
Ben kaliyorum.
Bu şiiri her okuduğumda Nurullah Genç'in halet i ruhiyyesi biraz bana da geçer. Böyle azıcık hüzünlü, azıcık buruk olurum. Yine de ara ara aklıma geldiği zaman okurum. Tabii buraya yazdıklarım, şiirin sadece bi kısmı, yani şiirden tırtıkladıklarım. Nurullah Genç şiirleri hoşuma gider. Dedim ya aynı halet i ruhiyye bana da geçiyor diye. Kendimi hemen Erzurum garına, banklar üstüne atıveririm. Bakarım, kolaçan ederim, anlamaya çalışırım. Yine de güzel hisler uyandırır bende bu şiir. Uyandırırdı. Ta ki Erzurum garında o on iki yaşındaki küçücük çocuğun cesedi bulunana kadar. Gündemi takip eden herkesin haberi olmuştur. O yüzden bu konuyla ilgili fazla şey yazmak istemiyorum. Üzerine çok konuşulabilecek bi şey de değil zaten. Şimdi bu şiiri her okuduğumda o içli, sevimli, cazibeli ruh haline bürünmek yerine, bu cinayeti hatırlayacağım. Rabb'im geride kalanlarına sabır versin.